Heval

Heval Hazal Kurt
Python Developer | Filmmaker | Entrepreneur

Geçmiş Zaman #004 : Bir Senaryo Yazmak

Öğrencilik yıllarımda bir yandan sektörde çalışıyorum. O dönem setten ziyade dizi, sinema filmi gibi işlerin bütçelendirme, senaryo geliştirme vs gibi ilk aşamalarıyla ilgili uğraşıyorum. Bir gün kafamı gömmüş bir uzun metrajın bütçesiyle debelenirken (neden debelendiğimi yarın ayrıca anlatacağım) çalıştığım prodüksiyon şirketindeki senarist / yapımcılardan biri yanıma geldi. Evet pek çoğundan “biri” diyorum çünkü bir prodüksiyon şirketinde reel olarak bir şey yapmayıp ortada dolanan “fikrim var” diyen hemen herkes kendisini senarist / yapımcı tanımlar o da onlardan biri. Çayak dönemlerim olduğu için kendisinden pek hazetmesem, daha önceden yaptığı herhangi bir işi göremesem de şirketteki çok sevdiğim yönetmen ve yapımcıları yanında yer aldığına göre bildikleri bir şey vardır diye düşünüyorum. Sonuçta öğrenciyim, sektörde yeniyim, bilmediğim dünyalar kadar çok şey var. Uzatmayayım… Bu kişi büyük bir enerji ve heyecanla çalıştığım masaya geldi ve bir tane sandalye çekerken yana kaymamı söyledi.

“Senaryo yazacağız!”

Ofiste çalıştığım için körelir miyim diye düşünmeye başladığım günlerde bu lafı duymak beni benden aldı tabii. Sandalyemi yana çekerken aklımdan geçenler ışık hızını aşmış. Kim bilir neler öğreneceğim, nası deneyim olacak, acaba nasıl bir şey çıkacak, ben ne kadar katkıda bulunabileceğim, acaba yapabilecek miyim, hayatımda hiç dizi yazmadım eyvah, ya fikirlerim beğenilmezse, diyaloglar aynı ağızdan gibi çıkacak kesin, çok güzel oldu bu ne çok şey öğreneceğim…. Milyon tane düşünce. Hem heyecan hem endişe. O heyecanla sordum :

“Ne yazıyoruz?”

“Dizi”

Ben not almak için senaryo programımı açmaya çalışırken gerek olmadığını söyledi ve bana bilgisayara takmam üzere bir cd verdi. Şimdi tabii biraz eski teknoloji ama o dönemde filmler VCD’den izlenirdi. Ben artık ne kadar anlamsızca baktıysam kendisine öğreten adam misali bana neler yapacağımızı anlattı:

“Bu filmi izleyeceğiz; karakterleri, hikayeyi alıp isimlerini falan biraz değiştirip dizi yapacağız.”

Eklemediği bir şey vardı bu “uyarlama” gibi görünen eylemden filmin sahiplerinin haberi yoktu, olmayacaktı. O film Notting Hill’di. Filmi izledik, sadece izledik. Hikaye üzerine konuşmadık, karakterler üzerine konuşmadık, teknik ya da teorik hiçbir şey üzerine konuşmadık, not almadık. Filmin süresi ne kadardı bilmiyorum ama o hayal kırıklığıyla bana bir ömür gibi geldi. Yanımda heyecanla filmi izleyen bir adamla bir sandalyeye tünemiş halde Notting Hill izledim ve o süre boyunca aklımda deli sorulara cevap aradım. Sonra ne mi oldu? Neyse ki bu tembel kişilik işin peşine düşmedi de böyle bir şeyin içinde yer almak zorunda kalmadım. Proje, proje olarak kaldı. O biri de şimdinin az çok bilinen senarist / yapımcılarından biri oldu.

LinkedIn
Reddit
WhatsApp